PORTAL
Portal
Bir kapının eşiğinde…
Ne geçmiş ne gelecek.
Kendi gölgesinin içinde kaybolup yeniden doğmak gibi —
sessiz, kararlı, içsel bir geçiş.
Işığa yaklaşırken karanlığın biçim kazanması.
At the threshold of a door…
Neither past nor future.
Losing oneself within one’s own shadow and being reborn —
silent, steady, an inner passage.
As light emerges, darkness takes form.

Sennur Uzgen’s Portal represents one of the first mature examples of the artist’s self-defined movement, Surrexpressionism. In this work, a figurative silhouette merges with an abstract sense of passage, transforming the figure from a traditional “body” into a threshold between presence and absence.
Uzgen deliberately rejects linear perspective, creating spatial depth solely through transitions of light. The black form operates simultaneously as figure and space, producing a subtle sense of disorientation in the viewer. The restrained yet meaningful palette — primarily black, beige, and pale tones — imbues the composition with meditative intensity.
Portal invites the viewer not merely to observe a scene, but to step into their own inner passage. Minimal in technique yet profound in concept, the work marks a pivotal moment in the artist’s evolving visual language.
Sennur Uzgen’in Portal adlı çalışması, sanatçının tanımladığı Surrexpressionism akımının ilk olgun örneklerinden biridir. Eserde, figüratif bir siluet biçimiyle soyut bir geçit duygusu iç içe geçirilmiş; böylece figür, klasik anlamda bir “beden” değil, varlıkla yokluk arasındaki bir eşik haline gelmiştir.
Uzgen, perspektifi bilinçli biçimde reddederek derinliği yalnızca ışık geçişleriyle kurar. Siyah form, hem figür hem de mekân olarak algılanır; bu da izleyicide bir yönsüzlük hissi yaratır. Renklerin sınırlı ama anlam yüklü kullanımı — özellikle siyah, bej ve açık tonların dengesi — resme meditatif bir yoğunluk kazandırır.
Portal, modern resim geleneğinde nadir rastlanan bir sadelikle, izleyiciyi yalnızca bir sahneye değil, kendi içsel geçidine davet eder. Teknik olarak minimalist, kavramsal olarak derin bu eser, sanatçının kişisel üslubunun dönüm noktası niteliğindedir.


